Yok olmak ya da olmamak: Covid-19 sonrası bütün mesele bu!

Salih Keskin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 05 Haziran 2020 Cuma
AA + -

Salih Keskin
www.inovasyonuzmani.com

2025 yılına geldiğimizde bilinen iş modelleri ile iş yapma biçimlerinin yarısından fazlası tarihin derinliklerine gönderilmiş, diğer yarısı da gönderilmek üzere sırasını bekliyor olacak. Böyle bir ortamda sadece öngörü sahibi, gelecek hazırlığı yapmış olanlar ayakta kalacak. O halde biz de bugünden geleceği görmeye çalışalım.

  • Çoğu şirketin operasyonunda ciddi yavaşlama var.
  • Likidite durumu ile borç ödeme gücünde hızla artan zorluklar, pek çok endüstriyi derinden sarsıyor.
  • Sağlık krizi, büyük bir ödeme krizine dönüşüyor.
  • Tüm çevrelere, kişisel gelirlerde son yüzyılın
  • en büyük çöküntüsünü yaşamak üzere olduğumuzun sinyalleri yayılıyor.

Büyük Buhran’dakinden (1929) çok daha büyük bir gelir kaybı yaşanması bekleniyor.
Hülasa ülkeler ve piyasalar bu yeni duruma çok hazırlıksız yakalanmış gözüküyor.

Hangi değişimlere sebep olabilir?

  • Tedarik zincirlerinde ortaya çıkacak belirsizlikler, bundan sonraki rekabette belirleyici olacak, fakat aynı zamanda birçok fırsatı da ortaya çıkaracak.
  • İş gücünden yararlanılamadığı bu dönem, insansız teknolojiye adaptasyon çalışmalarını, yani 4.0 ve 5.0 sürecini hızlandıracak.
  • Çevrim içi dünyadaki temassız ticaret, tüketicinin alışveriş tercihlerini değiştirecek ve bu değişiklik birçok firmayı tarihe gömerken süreci spontane bir Ar-Ge süreci olarak yaşayan ve her şeyi gözden geçirme şansı yakalayan firmaların performansını artırmasına da vesile olacak.
  • Teknolojiyi kullanma biçiminin yaşama olan etkileri konusunda ise yeni bir pencere açmakta fayda var.

 
Taşlar yerinden oynayacak
 
Dünya ticaretinde taşların yerinden oynayacağı kesin. Virüsün küresel sistem üzerinde pek çok açıdan şaşırtıcı etkileri olacağı ve yeni bir sistem doğuracağı herkesin ittifakıyla öngörülüyor. Özetle, kavrama yetisi ve öngörüsü güçlü olan şirketler, bu değişimleri yeniden tasarlayarak çok daha güçlü büyüme ve gelişim fırsatları yakalayabilecek. Finans, ekonomi sisteminin yöneticileri ve politikacılar, küresel krizlere dayanacak şekilde sistemi güçlendirmek zorunda. İşte 21. yüzyılın ilk çeyreği için bütün mesele, yok olmak ya da olmamak!