Sağlık turizminde başarının tam zamanı

Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 13 Temmuz 2020 Pazartesi
AA + -

Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili

Pandemi nedeniyle sağlık turizmi konusu, kurtarıcı sektörlerden biri sıfatıyla yeniden gündeme girdi. Sağlık turizmi, İstanbul için, ülkemiz için kalkınmada bir pay sahibi midir sorusunun cevabının ‘evet’e yakın olduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizin sağlık alt yapısı hem insan kıymeti açısından hem fiziki ve teknolojik kapasite hem de her türlü lojistik açısından sağlık turizminin gelişimine çok uygun hale geldi. Bu nedenlerle ülkemiz için stratejik sektörlerden biri haline rahatlıkla gelebilir. 
 
Sektör olarak turizmin hiçbir zaman değişmeyen iki temel özelliği var. Birincisi; birçok faktörden, ulusal-uluslararası olaylardan etkilendiği için her daim ‘diken üzerinde’ bir sektör olması. İkincisi ise tarımdan ulaşıma, konaklamadan alışverişe kadar birçok sektörü besleyici özelliğinin bulunması. Bu nedenle, varlığı da yokluğu da iktisadi açıdan büyük önem taşır. 
 
‘GÜVEN’ ANA SERMAYE
 
İstanbul’da kültür/turizm yöneticiliğimiz sırasında sağlık turizmi konusunun bütün detaylarını öğrendik. İstanbul’da bunun gelişimi için bütün paydaşlarıyla birçok çalışma yürüttük. Yani işin cemaziyel evvelini, nerelerden başlayarak bugünlere geldiğini biliyoruz. Dolayısıyla sağlık turizmi; sadece bir acente faaliyeti, sağlık tesisinin ve personelinin varlığı, konaklama tesisi, bir transfer olayı ve asla sadece bir marketing işi değil. Olsa olsa bunların tümünün işbirliğinin uluslararası düzeyde yasal altlığının da oluşturularak başarılı bir şekilde yönetimi. Aslında bütün zorluğu da burada.
 
Bütün dünya ülkelerinde görülen pandemi, her ülke için bir kriz yönetimi şeklinde ele alındı. Türkiye, bunu ‘insanı yaşatma’ felsefesi içinde en başarılı şekilde yöneten ülkeler arasında yer aldı. İktisadi açıdan ise her ülke gerçekten çok zorlu bir süreçten geçti, geçiyor. Ülkemizin bu alandaki başarılı yönetimi ve oluşan ‘güven’ bir ana sermaye olarak pandemiden sonra sağlık turizmi alanında bir ülke kazanımı haline gelebilecek. 
 
Bilindiği üzere sağlık turizminin yapılabilmesi için güven unsurunun yanında sağlık alt yapısı olarak nitelediğimiz yetişmiş insan kaynağı ve fiziki/teknolojik alt yapı en önemli unsurlardan. Diğerleri ise daha çok organizasyon ve lojistik olarak değerlendirilir. Fakat bu işin stratejik tarafı; öncelikle iyi yetişmiş insan kaynağı. Ülkemiz bu alanda gerçekten uzun yılların kazanımı ile sahnede. Bütün türleri ile sağlık eğitimi uluslararası düzeyde çok iyi bir noktaya geldi. Zira yıllardır eleştirilmekle birlikte en yüksek zeka potansiyeline sahip çocuklarımız; tıp, diş gibi temel sağlık alanına yöneldi. Bu yöneliş günümüzde de sürüyor. Bugün bunun yararlarını görüyoruz. Sağlığın her alanında iyi yetişmiş hekimlerimiz dünya ile rekabet edebilir konuma geldi. 
 
TURİZM VE SAĞLIK İŞBİRLİĞİ
 
Bu kazanıma işlerlik ve anlam kazandıran ise ülkemizin sağlık alanında yaptığı devasa yatırımlar. Şehir hastaneleri sistem olarak büyüklüğünden dolayı eleştiri alsa da başarılı yönetildiği taktirde iyi örnekler olarak sektörde yerini alacak. Bunun kadar önemli olan başka tamamlayıcı bir husus ise tüm lojistiği ile turizm anlamındaki yüksek organizasyon kabiliyetimiz. 
 
İşte tüm bu hususları başarılı bir şekilde harmanlayarak pandemiden sonra oluşan güven unsurunu sağlık turizmi alanında bir ülke kazanımına dönüştürmek mümkün görünüyor. Bu konuda dikkat edilmesi gereken en önemli husus; güvenin istismar edilmemesi. Turizm sektörünün sağlık sektörü ile bu alandaki işbirliğinin denetimi ve entegrasyonu, fiyat politikasındaki tutarlılığın korunması, hasta ve refakatçilerinin organizasyonun her aşamasında istismar edilmemesi işin devamlılığı açısından önemli. İstanbul, bu alanda kendi coğrafyasında ve Avrupa ölçeğinde hem sağlık altyapısı hem de fiyat politikası ile bir merkez haline gelebilir. En yakın hedef de budur.