‘Pandemi’nin telafisi enflasyonu besliyor

Prof. Dr. Kerem Alkin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 04 Eylül 2020 Cuma
AA + -

PROF. DR. KEREM ALKİN
keremalkin@superonline.com

İstanbul Ticaret Odası’nın, her ayın ilk gününe denk getirerek açıkladığı İstanbul enflasyon verileri, enflasyonda ağustos ayında da aşağı doğru trendin devam edebileceğine dair umutlarımızı arttırmıştı. Geçen yılın ağustos ayında, aylık bazda yüzde 2.53 artan perakende, yani tüketici enflasyonunun geçtiğimiz ağustos ayında yüzde 0.59’da kalması ve bu sayede, geçen sene yıllıklandırılmış bazda yüzde 16.41 ve geçtiğimiz temmuz ayında da yüzde 13.41 düzeyindeki enflasyonun, ağustos ayında yüzde 11.27’ye gerilemesi umut vericiydi.
 
İSTANBUL’DA DÜŞÜK ENFLASYON
 
İlginçtir, son dönemde, Türkiye’nin en büyük metropolü olmasına rağmen İstanbul, Türkiye’nin birçok istatistiki bölgesinden daha düşük enflasyon üretiyor. Kayseri, Sivas ve Yozgat’ın içinde yer aldığı istatistiki bölge yüzde 1.25 ile ağustos ayının en yüksek enflasyon üreten illeri olmuş. Bunu Adana ve Mersin’in yer aldığı istatistiki bölge yüzde 1.22 ile takip ediyor. Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye bir bölge, Şanlıurfa, Diyarbakır bir bölge, Konya ve Karaman diğer bölge olmak üzere yüzde 1.13, yüzde 1.07 ve yüzde 1.05’lik enflasyon oranları söz konusu. 8 istatistiki bölgenin enflasyonu İstanbul’un üstünde. Bu nedenle ağustos ayı enflasyon oranı, geçen yılın ağustos ayındaki oranı tekrarlayarak, yüzde 0.86 olarak gerçekleşmiş. 2018 yılında ise ‘kur saldırısı’ nedeniyle enflasyon aylık bazda yüzde 2,30 artmış.
 
Bu nedenle, iki aydır, temmuz ve ağustos ayında yüzde 11.76 ve 11.77 olarak yıllıklandırılmış manşet enflasyon aynı seviyede kaldı. Oysa giyim ve ayakkabı ana harcama grubunda yüzde -2.11; gıda ve alkolsüz içecekler ana harcama grubunda ise yüzde -0.08’lik fiyat gelişimi önemliydi. Erkek ve kadın kişisel bakım hizmetleri ve ürünleri, hijyenik ve dezenfektan ürünleri, sigorta ve avukatlık hizmetleri, eğitim ve seyahat malzemeleri, saat ve mücevher gibi ürünlerin yer aldığı ‘çeşitli mal ve hizmetler’ ana harcama grubunun tek başına aylık bazda ürettiği yüzde 5.09’luk fiyat artışı, aylık enflasyon oranının 4 katından fazla. Buna, otel ve lokantalardaki fiyat artışının 1.8 kat daha fazla fiyat artışı gerçekleştirdiğini eklediğimizde, mal ve hizmet üreten sektörlerin halen küresel virüs salgınının ilk 3 ayında uğradıkları mali kayıp ve zararları fiyat artışı ile telafi etme telaşında oldukları anlaşılıyor.
 
MALİYET YÖNETİMİ BECERİSİ
 
Bu koşullar altında, içinde bulunduğumuz eylül ayında aylık enflasyon yüzde 0.99’un altında kalırsa ve bilhassa geçtiğimiz yılın ekim ayı aylık enflasyon oranının yüzde 2 olduğunu hatırlayarak, ekim ayı enflasyonu yüzde 1’in altında kalırsa, eylül ayında sınırlı, ekim ayında ise daha hissedilir bir yıllıklandırılmış manşet enflasyon düzeltmesi gözlemleyebiliriz. C tanımlı çekirdek enflasyon yıllık enflasyonun çok az altında olsa da, D tanımlı çekirdek enflasyon bir tık üstünde. Yurtiçine satmak üzere mal üreten firmaların girdi maliyetlerindeki artışı, yani maliyet enflasyonunu gösteren yurtiçi ÜFE’deki artışın da iyi takip edilmesi gerekiyor. Türkiye’nin ‘pandemi’ye rağmen iyi bir maliyet yönetimi becerisi ortaya koyması, enflasyondaki başarıyı hızlandıracaktır.
 
BAYRAM, AĞUSTOS’U KISMEN FRENLEDİ
 
Küresel virüs salgının 2020’nin başından itibaren iş ve özel hayatımızı zorlu bir etaptan geçirmesi nedeniyle bu yazı buruk, tüm sektörleri işleri toparlamaya odaklanarak ve ihracat bağlantısı mücadelesiyle geçirdik. Reel sektörümüz tarafından adeta ‘tam saha pres’ olarak yürütülen bu mücadele, bir nebze nefes alabilmek adına, Kurban Bayramı’nın hemen öncesi ve sonrasını, yani ağustos ayının ilk yarısını üretim ve ihracat açısından ‘3. vites’ noktasında geçirmemizi beraberinde getirdi. Buna karşılık, ağustos ayının ikinci yarısında reel sektör ve ihracatçımızın daha ‘4.’, hatta ‘5.’ vites bir çalışma yürüttüğünü belirtebiliriz.
 
İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri de bu durumu doğruluyor. Nitekim, temmuzda olumlu ve güçlü bir üretim tablosunun yansıması olarak, PMI 56.9 düzeyindeyken, ağustosta 54.3 düzeyine sınırlı bir çekilme gerçekleştirdiğini gözlemliyoruz. Sevindirici olan detay, mart ve nisan ayında üretimdeki sert daralmaya bağlı olarak PMI endeksindeki sert çekilmenin ardından, imalat sanayimizin haziran-ağustos dönemini ‘V’ tipi toparlanmayı teyit edecek şekilde güçlü bir hareketlenme ve üretimle geride bırakmış olması.
 
Haziran-ağustos döneminde, dünyadaki tatil havası ve Türkiye’de Kurban Bayramı’nın uzamış etkisiyle kısmi yavaşlamaya rağmen İSO PMI Endeksi’nde yeni ihracat siparişlerinin de artmaya devam ettiği gözlendi.