Yeni inovasyon politikalarına yolculuk

Salih Keskin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 04 Eylül 2020 Cuma
AA + -

SALİH KESKİN
www.inovasyonuzmani.com

İnovasyon, bütüncül yaklaşımla ele alınması gereken bir konu. Hatta kurumları aşan bir bakış açısıyla ele alınmalı dersek, daha doğru olur.

İnovasyonda ileri olan ülkelerin seviyesine gelebilmemiz için kurumlar üstü ve kurumlar arası inovasyon politikalarına ihtiyaç duyduğumuzu söyleyebiliriz.
 
Çünkü, dünyada enteresan şeyler oluyor: Örneğin, daha çok yeni bir firma olan Tesla, Toyota’nın piyasa değerini aşarak dünyanın en büyük otomobil üreticisi olduğunu ilan etti. Bunun sırrı, ‘yüksek yenilikçi dinamizm’den, yani durmaksızın yenilik yapmaktan geçiyor. Bu döngüye uyum sağla(ya)mayan irili ufaklı firmaların sırayla havlu atmaya başlaması olası.
 
‘Yüksek yenilikçi dinamizm’e, firmalar gibi ülkelerin Ar-Ge ve inovasyon politikaları da ayak uydurmak zorunda. İnovasyon mevzuat ve uygulamalarının, devreye girdiği andan itibaren bir sonraki adımını kurgulamak da ülkeler için artık bir gereklilik. Sebebi ise Ar-Ge ve inovasyon harcamaları ile büyüme arasındaki ilişkinin kanıtlanmış olması.
 
Ülkemizin yeterince inovatif olmadığını da İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2019’ sonuçlarına bakıp inovasyon politikalarımız hakkında bir değerlendirme yaparak anlayabiliriz. Sonuçlar olumlu sayılsa da dikkat çekici bir not düşmeli: Ar-Ge harcamalarının tutarı artarken Ar-Ge yapan firma sayısı azalmış. Ayrıca, 500’deki firmaların, satışlarının yüzde 1’ini Ar-Ge’ye harcadıklarını görüyoruz. Bu oran geçen yıl binde 5’ti. Daha dikkat çekici olan ise 500 firmanın sadece 262’sinin Ar-Ge’ye para harcamış olması. Düşünün ki, ülkemizde faaliyet gösteren 3 milyon firma içindeki en büyük 500 firmanın neredeyse yarısının Ar-Ge’yle ilgisi yok. Bu, firmaların isteğine bırakılamayacak, kamunun önemli görevler üstlenmesini gerektirecek kadar ciddi bir durum. Bu nedenle acil ve neşter vuran kararlara ihtiyaç var.
 
HİNDİSTAN MODELİ
 
Hindistan’ın uluslararası arenada konuşulan bir inovasyon modeli var: Jugaad. Jugaad’ın bir başka adı da ‘meyve veren mühendislik’.

İş dünyası ve üniversite çevreleri, Jugaad’ın Hint şirketlerinin başarısındaki rolünü ve bu modelin Batı’da ne derece uygulanabilir olduğunu araştırıyor. Bir işin yapılabilmesi için asgari zaman, para ve enerji harcayarak bulunan yaratıcı çözümlere halk arasında Jugaad deniliyor. Bu yaklaşıma örnek olarak Tata marka arabalar verilebilir. Tata’nın başarısı, maliyetleri minimuma indirerek birçok ailenin hayalindeki arabaya ulaşmasını mümkün kılmış olması. Jugaad, Hint iş adamlarının başarısının artması ve uluslararası üretimi olan Hint şirketlerinin yaygınlaşmasıyla halk arasında kullanılan bir tabir olmaktan çıkıp uluslararası iş jargonuna yeni bir kavram olarak dâhil oldu. Bu modelleri uygulayan ülkelerden bizim de çıkarabileceğimiz birçok ders olabilir, olmalı.
 
YOL HARİTAMIZ NASIL OLMALI?
 
* Orta ölçekli, büyüme sürecinde olan firmalara verilen destek paketlerinde farklılaşmaya gidilmeli.
 
* İnovasyon kültürünü yerleştirmek için online-offline eğitim sistemi kurulmalı.
 
* Yerli firmaların stratejik ürünlere odaklanması ve yenilikçi modeller geliştirmesi için farklı ülkelerin izlediği yollar üzerinde çalışılarak uygun politikalar üretilmeli.
 
* Öznel yetenekleri olan firmalar belirlenmeli ve bu firmaların inovasyon süreçlerine daha fazla destek olunmalı.
 
* İnovasyon için finansmana daha kolay ulaşmanın adımları kurgulanmalı.
 
* Orta ölçekli firmaların inovasyon yeteneklerini geliştirmekle birlikte esnek ve farklılaştırılmış desteklere odaklanılmalı.
 
ÜLKELERİN İNOVASYON STRATEJİLERİ
 
ABD: İnovasyon kümelenmelerine ciddi önem veriyor.
 
Almanya: İnovasyonu güçlendirmek için inovasyon merkezi kuruyor.
 
Güney Kore: İnsan kaynağına yüksek miktarda yatırım yaparak inovasyonda öne geçti.
 
Singapur: İthal ettiği ürünlere değer katarak inovasyon gerçekleştiriyor.
 
Japonya: Kontrol edilen büyük iş grupları (keiretsu), inovasyonun büyümesinde önemli ölçüde etkili.
 
İsveç: Farklı bölgelerdeki kümelenmelere önem veriyor.
 
Finlandiya: Güçlü özel sektör desteğiyle inovasyonda marka haline geldi.
 
İsrail: Küresel inovasyon merkezine dönüşmeyi kafaya koymuş durumda.
 
İrlanda: Risk sermayesine erişimi kolaylaştıran politikaları ile inovasyonda önde olmayı sürekli başarıyor.