Türkiye’nin misafir öğrencileri

Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 20 Kasım 2020 Cuma
AA + -

PROF. DR. AHMET EMRE BİLGİLİ

Üniversiteler konusunda iktidara en büyük ve kolay eleştiri; ‘bu kadar üniversiteye ihtiyaç var mıydı’, ‘kalite diplerde sürünüyor’ türünden ve daha da çeşitlendirecek ama aynı kapıya çıkan eleştirel deyişlerdir. Bir taraftan bakıldığında, bu eleştiri yerden göğe kadar haklıdır. Ancak bilindiği üzere Yüksek Öğretim Kurumu, üniversiteler arasında hem gelişme ve çeşitlilik çalışmaları yapıyor hem de rekabet ortamını zenginleştiriyor ve teşvik ediyor. Bu kalite yolculuğu başarılırsa kazanımları da çok olur.
 
Yazımızın konusu bu değil ama bir taraftan da ilgili görünüyor. Başlıkta kullandığımız ifade, literatürde yabancı öğrenciler diye geçen fakat bizim misafir olarak gördüğümüz başka ülkelerden gelen öğrencilerdir. Ülkemizin bu pazarı; gönül/kültür coğrafyamızın varlığı, uluslararası misyon kuruluşlarımızın çalışmaları ve devletin etkinliğinin artmasına muvazi olarak gittikçe büyüyor. Hem üniversitelerimiz hem de misyon kuruluşlarımız ve sivil toplum el ele vererek bir strateji doğrultusunda çalışırlarsa maksat hasıl olur.
 
REKABET KOŞULLARI
 
Bu doğrultuda yapılması gerekenleri kısaca sıralayacak olursak;
 
a) Üniversiteler, öncelikle hem fiziki imkanlar hem de öğretim üyesi açısından dünya ile rekabet koşullarını iyileştirmeli. Bu olmadan iyi yabancı öğrenci gelmez.
 
b) Üniversitelerimiz mutlaka bir yabancı öğrenci ofisi kurmalı, kurmuş olanlar güçlendirmeli. Danışmanlık faaliyetleri, gönlünü de katmış profesyonel bir ekiple yürütülmeli. Özellikle öğrencilerin barınma problemi, öğrenci endeksli bir şekilde çözüme kavuşturulmalı.
 
c) Eğitim dönemi içerisinde kültür sanat etkinlikleri, şehir gezileri ve sosyal faaliyetler bu öğrenciler göz önüne alınarak organize edilmeli. Bu etkinlikler, Türkçe’yi iyi öğretme konusunda da rol oynar.
 
d) Rektörlük düzeyinde uluslararası misyon kuruluşlarımızla iletişim kurma ile ilgili ciddi çalışmalar yürütülmeli.
 
YERELLEŞME TEHLİKESİ
 
Bilindiği üzere Maarif Vakfı, gittikçe artan okulları ve öğrenci sayıları ile bu alanda önemli bir kuruluşumuz haline geliyor. Mezun ettiği öğrencilerin önemli bir kısmı ülkemizde üniversite okumak eğiliminde, yönlendirme de bu şekilde yapılıyor. Bununla birlikte YTB, ülkemize yurt dışından önemli sayıda başarılı burslu öğrenci getiriyor. MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün Diyanet Vakfı işbirliği ile başarıyla yürüttüğü Uluslararası İmam Hatip Liselerinin sayısı 14 olmuş ve yılda yaklaşık 400 yabancı öğrenci mezun ediyor. Bunun da büyük çoğunluğu ülkemizdeki üniversitelere yerleşiyor.
 
Bu kuruluşlarımızın özel çalışmaları ve büyük emekleri ile oluşan söz konusu kıymetli potansiyel, üniversitelerimiz için gerçekten büyük önem taşıyor. Bundan gereği gibi yararlanabilirlerse çok sayıda üniversite olmasının bir anlamı olur. Hem üniversiteler dolu hale gelir hem de uluslararası olma yolunda önemli merhaleler kat etmiş sayılırlar. Başarılı bu öğrencileri memnun edebilirsek kendi imkânları ile gelen öğrenci sayısı da artar. Bu da ülkemizi bu alanda dünyada önemli bir merkez haline getirir.
 
Bugün, büyükşehirlerde bulunan az sayıdaki üniversitelerin dışındaki üniversitelerimizin en önemli problemlerden biri, hem öğrenci hem de öğretim elemanı açısından yerelleşme tehlikesidir. Yani büyük ölçüde bulunduğu şehirden veya yakın bölgesinden öğrenci alan konuma geliyor ki, bu durum ciddi bir tehlikedir. Ülke içinde ulusal hale gelmenin aksine yerelleşen bir üniversitenin gerçek anlamda uluslararası olması mümkün değildir. Bu problemin ülke içinde genellik arz etmesi nedeniyle YÖK bunu gündemine almalı, tedbirler geliştirmeli.