İran’a ilişkin uluslararası yaptırımlar ve Türkiye’deki olası etkisi

Av. Muhammet Aksan

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 25 Aralık 2020 Cuma
AA + -

Av. Muhammet Aksan

İran İslam Cumhuriyeti’ne uygulanan yaptırımlar, ilk defa 14 Kasım 1979’da Tahran’daki Amerikan Büyükelçiliği’ne yapılan baskın ve rehine krizi ardından çıkarılan bir Yürütme Emri ile başladı ve bu yana ABD, bu konuda çok sayıda Yürütme Emri ile yasalar çıkararak yaptırımların kapsamını genişletti.
1995 yılında İran petrol kaynaklarına karşı finansal ve ticari yaptırımlar başladı. 2011 yılında, İran Merkez Bankası ve diğer finansal kuruluşlar da yaptırım kapsamına dahil edildi.

2012 yılında yaptırımların kapsamı genişletilerek ABD; İran Hükümeti’ne, herhangi bir İran finansal kuruluşuna veya ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkları Koruma Ofisi (OFAC) tarafından Yasaklı Kişi ve Kurumlar Listesi’ne (SDN) alınan herhangi bir kişiye ait tüm mülk ve mülke ilişkin hakları bloke etti.

ABD’de, 22 Ekim 2012 tarihinde yürürlüğe giren İran İşlemleri ve Yaptırımları Yönetmeliği’ne dayanan, ‘Birincil Yaptırımlar’ kapsamındaki ABD’de yerleşik kişi ve kurumlar için geçerli ana yasaklar; İran Hükümeti, herhangi bir kuruluşu, İran’da yerleşik şirketler ve İran vatandaşları ve SDN listesindeki kişilerle yapılan bir sözleşmeye bağlı olarak gerçekleştirilecek mal ve hizmet tedarikleri, mal ve hizmet satışları ve sözleşmenin sonuçlandırılmasıdır ihlali durumunda ABD’li olmayan kişilere de cezalar uygulandı.

14 Temmuz 2015’te imzalanan İran’ın nükleer programına ilişkin Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) doğrultusunda, ABD ve Avrupa Birliği 2016 yılının başlarında bazı yaptırımları kademeli olarak kaldırdı.

YAPTIRIMLARDA SON DURUM      

Donald Trump yönetiminin gelişinin ardından, ABD nezdinde JCPOA ile kaldırılan tüm yaptırımların 8 Mayıs 2018 tarihinde yeniden yürürlüğe koyma kararı alındı. Böylelikle yukarıda yer verilen Birincil Yaptırımlar uygulama alanı bulmaya devam ediyor.

Birincil Yaptırımlar’ın yanı sıra, 5 Kasım 2018’de İkincil Yaptırımlar adı verilen yeni yaptırımlar getirdi ki, bunlar, Amerikan Doları üzerinden işlem yapılmasına veyahut işleme taraf olan kişilerin ABD’li kişi ya da kurum olduğuna bakılmaksızın, SDN listesine giren kişilere sponsor olan, finansal, materyal ve teknolojik destek veren, mal ve hizmet ticareti yapan, Amerikan Doları satın almasını ve ya iktisap etmesini sağlayan, sigortalama hizmetleri, sigorta veya reasürans temin eden herhangi bir kişi yaptırımları ihlal etmiş sayılıyor ve cezalara tabi tutuluyor. Bu nedenle İkincil Yaptırımlar uluslararası piyasalarda büyük ses getirdi.

YAPTIRIMLARIN TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

Birincil Yaptırımlar öncelikle Türkiye açısından doğrudan hukuki bir risk doğurmuyor. Fakat pazar ve itibar kaybı riski teşkil ediyorsa da İkincil Yaptırımlar kapsamında İran’daki kişi ve kurumlar ile her türlü ticari ilişki içinde olan şirketlerin, doğrudan ilişkisi bulunmasa dahi, hizmet ya da mal teslimi yapılan kişilerin İran ile çalışması da dolaylı olarak İran yaptırımlarının ihlali sonucu doğurabilir.

Yaptırımların ihlali durumunda gerçek kişilerin; ABD’deki varlık ve hesaplarının bloke edilmesi, ABD vizesi reddi, ABD’den ihraç edilme ve hapis cezası boyutlarına varan cezalar ile karşılaşmaları mümkün. Tüzel kişiler içinse Amerikan Doları üzerinden ticaret yapmasının engellenmesi ve SDN listesine alınmaya varan cezalar ile yine üst yönetimin gerçek kişilerine ilişkin hapis cezası dahil yaptırımlara konu olması söz konusu olabilir.

Bu nedenle, Türkiye’deki gerçek ve tüzel kişilerin doğrudan ya da dolaylı olarak İran’la olan ilişkilerinin yaptırımlar kapsamında bir risk taşıyıp taşımadığının ve mevcut ticaret modellerinde revizyona gerek olup olmadığının analiz edilmesinde fayda bulunuyor.