Aykırı kişilere ve fikirlere geçit yok!

Salih Keskin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 05 Şubat 2021 Cuma
AA + -

Salih Keskin
www.inovasyonuzmani.com

Bir düz kişiler var, bir de aykırı olanlar. Düz, yani klasik kişiler, geleneksel düşünmeye daha meyilli olanlar.

Bildik işleri bildik yöntemlerle yapmaktan hiç vazgeçmeyenler; değişime direnç göstermeyi marifet sayanlar aynı zamanda.

Düz kişiler; olanla yetinenler, olanı tüketenler desek, daha doğru.

Dahası, aykırılara da aykırılıklara da o derece karşı olanlar yine bu düz kişiler, düz kişilikler. Aykırılar mı kim? Düz kişilerin tam karşısında duranlar, yani sıra dışı olanlar.

İŞ DÜNYAMIZIN GENETİĞİ

Profesyonel dünyanın en önemli sosyal medya platformu LinkedIn’de aykırı kişilerle ilgili yaptığım iki anket, iş dünyamızın genetiğinin anlaşılması açısından kayda değer nüanslar taşıyor.

Her iki ankete de ilgi oldukça fazlaydı; belli ki konu can alıcı…

Ankete oy verenlerin beyaz yakalılar -ve daha çok yöneticiler- olduğunu düşündüğümüzde, işin rengi biraz daha değişiyor ve sonuçların yorumlanması bu nedenle daha da gerekli hale geliyor.
Birinci anketin sorusu şöyleydi:

“Yöneticiler aykırı fikirler karşısında ne yaparlar?”

  • Görüntülenme sayısı:                       24.434        
  • Kullanılan oy sayısı:                           1.142
  • Umursamazlar:                                      %9
  • Riskli görürler:                                      %20
  • Kişiye göre tepkileri değişir:                  %56
  • Şans olarak değerlendirirler:                 %14

Oylama tablosuna baktığımızda gördüğümüz şey, yönetici aklının aykırı fikirlere ne kadar açık (!) olduğunu ortaya koyması açısından önemli.

Aykırı fikirleri şans olarak görenlerin yüzde 14’lük payı çok düşük olsa da üzerinde asıl düşünülmesi gereken ‘kişiye göre değişir’ maddesine verilen oyların fazlalığı.

Acaba ‘kişiye göre değişir’ cevabından şunu mu anlamalıyız?

“Önemli olan aykırı fikrin niteliğinden çok, bu fikri kimin söylediğidir.”

“Aykırı fikri veren kişi, yöneticilerin zihindeki önem-değer skalasında nerede duruyorsa o ölçüde aykırı fikre geçiş izni verilir; fikrin niteliği ne olursa olsun…”

Bu noktadan bakınca iş dünyası, yöneticilerin egosunu ve/veya kliğini aşabildiği ölçüde farklılıklara yelken açmaya başlayabilecek gibi gözüküyor.

ALIŞILAGELMİŞ KRİTERLER

İkinci anketin sonuçları ise daha kırıcı. Anket sorusu şöyleydi: 

“CV’si güçlü ama mülakatta aykırı biriyle karşılaşan İK yöneticisi sizce nasıl hareket eder?”

  • Görüntülenme sayısı:         50.416       
  • Kullanılan oy sayısı:            2.947
  • Görüşmeyi kısa keser:        %42
  • Referanslarını arar:             %31
  • İşe alır, dener:                      %7
  • Üst yöneticiye paslar:         %19

Bu oranları nasıl yorumlamalıyız? İş dünyasının yöneticileri bize şunları mı söylüyor? “Eğer İK yöneticimiz seni standart dışı hisseder ve sıra dışı görürse konuyu fazla uzatmaz ve görüşmeyi keser (%42).”

“Hadi diyelim kısa kesmedi, bir şans verdi; o zaman da referansları arar ve ne kadar risk aldığını bilmek ister (%31).”

“İK yöneticimiz şans vermeye devam etmek istedi diyelim, o zaman da kendisi yine risk almaz ve mülakatı üst yöneticisinin yapmasını tercih eder. Dönerse -ki döner- oradan dönsün (%19).”
“İşe alır ve dener” olarak görülen yöneticiler, ne yazık ki yüzde 7’lik bir kesimi oluşturuyor. Bunlara ‘cesur olanlar’ diyebilir miyiz acaba? Çoğunuzun içinden ‘Ne kadar gereksiz bir cesaret!’ dediğinizi duyar gibiyim.

Anket sonuçlarına göre, iş dünyasının yönetici zekâsı diyor ki: “Seni, alışılagelmiş kriterlerin dışında biri olarak hissettiğimiz an, ne kadar güçlü bir arka planın olursa olsun kabul etmemiz zor.”

SIRA DIŞI ZEKÂYA YATIRIM
Bu iki anketin sonuçları bize şunları fısıldıyor:

  • Sınırları aşma!
  • Çerçevenin dışına çıkma!
  • İstediğimiz kalıplarda ol ve çizgileri gözet!
  • Biz nasıl istiyorsak o şekilde hareket et!
  • Kurallar mantıksız olsa dahi dışına çıkmayı aklına getirme!

Yalnız dikkati şu gerçek üzerinde toplamak gerek: Dünyanın gelişen firmalarının ortak özelliği, bilindik ve sıradan zekâlara değil, daha çok aykırı ve sıra dışı zekâlara yatırım yapması. Nerede bir inovasyon varsa orada aykırı bir zekâ, sıra dışı bakış açısı ve olanla yetinmeyen, sınırları aşmak isteyenler görürüz.

Siz hiç basmakalıp düşünüp kendini aşmayı kafaya koymadan, zihnen bugünden 50 sene sonrasına uçmadan yeni bir şey geliştiren, yeniliğin önünü açan birini gördünüz mü?

Cevap ortada… O halde iş dünyamızın yönetici aklı şapkasını önüne alıp düşünmeli: “Biz mi doğru yapıyoruz, dünya mı?”