2020’de yüzde 2.5 büyüme başarısı

Prof. Dr. Kerem Alkin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 19 Şubat 2021 Cuma
AA + -

Prof. Dr. Kerem Alkin
keremalkin@superonline.com

Yaklaşık 15 yıldır sanayi üretim verileri üzerinden GSYH reel büyüme hızı projeksiyonları gerçekleştirerek, açıklanmasından en az 1 ay önce çeyrek ve tüm yıl büyüme hızı oranı tahminlerimi paylaşıyorum. Bu vesileyle, 1 Mart’ta açıklanacak olan TÜİK 2020 yılı GSYH verileri doğrultusunda, 2020’nin bütünü için reel büyüme hızı oranı tahminimi, yüzde 70 olasılıkla yüzde 2,485 olarak hesapladım. Tahminimin dip noktası yüzde 2.33, tepe noktası yüzde 2.66. Yüzde 2.33’lük tahmin, 2020’nin son çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 8.04 oranında büyüdüğü tahminine, yüzde 2.66 ise son çeyrekte yüzde 10.49 oranında büyüme tahminine dayanıyor.
Bununla birlikte, 2020’nin son çeyreğinde, yüzde 70 olasılıkla Türkiye ekonomisinin yüzde 9.27 büyümüş olabileceğini belirtebiliriz. Bu veriler, 2020’nin son çeyreğinde en kötümser olasılıkla yüzde 8.04’lük, en iyimser olasılıkla ise yüzde 10.49’luk bir GSYH reel büyüme oranı yakalamış olabileceğine işaret ettiğimiz Türkiye’nin, 2020’nin son çeyreğini G20 ülkeleri ile OECD ülkeleri arasında rekor düzeyde bir büyüme ile 1. sırada kapatmış olduğuna işaret ediyor. Keza, dünyanın önde gelen ilk 40 ülkesini dikkate alarak sıralamaya baktığımızda, Vietnam’ın 2020’yi yüzde 2.9 pozitif büyüme ile tamamlaması sonrasında yüzde 2.3 büyüme ile 2020’yi tamamlamış olan Çin’i de geçerek, Türkiye’nin yüzde 2.5’le yılı küresel ölçekte 2. sırada tamamlamış ülke olduğunu gösteriyor.

REKOR SANAYİ ÜRETİMİ ARTIŞI

Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin, ‘Covid-19’ küresel virüs salgını nedeniyle 1918-19 İspanyol Gribi, 1929 Büyük Buhranı ve 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır insani, ekonomik, ticari ve lojistik krizi ile karşı karşıya kaldığı 2020’yi Türkiye’nin pozitif büyüme ile bitirebilmiş yegane üç ülke arasında, üstelik de 2. sırada bitirmiş olması müthiş bir hikaye. Bu başarıda, mart ayı sonundan itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ve talimatlarıyla ekonomi yönetiminin seri para, maliye ve direkt kontrol politikası adımlarının, son derece isabetli kararların etkisi tartışılmaz. Bilhassa, gerek G20 gerekse de OECD üyesi ülkeler arasında, Türkiye’nin yakaladığı yüzde 10.1 düzeyindeki rekor sanayi üretimi artışıyla 2020’nin son çeyreğini 1. sırada tamamlaması, AB ortalamasının yüzde -1,7, ABD’nin yüzde -4.7 olduğu bir ortamda anlamlı.

Ayrıca 1 Mart’ta TÜİK’in açıklayacağı 2020 yılı 4. çeyrek GSYH ve tüm 2020 GSYH değeri üzerine yaptığım tahminleri de paylaşmam gerekirse, 4. çeyrek için GSYH büyüklüğünün 1 trilyon 275 milyar 965 milyon TL ile 1 trilyon 441 milyar 562 milyon TL arasında olacağına; tüm 2020’nin GSYH büyüklüğünün ise 4 trilyon 810 milyar 603 milyon TL ile 4 trilyon 976 milyar 200 milyon TL arasında şekillenebileceğine işaret ediyor. 2020’nin son çeyreğinin beklenenden daha yüksek bir performansa işaret etmesi halinde, Türkiye’nin GSYH’sinde 5 trilyon lira çıtasını kırmış dahi olabiliriz.

‘İNSANİ FİNANS’ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA

Uluslararası finans sistemi, tarihinin en zor dönemeçlerinden birinde. 2020 sonunda 280 trilyon dolara, dünya GSYH’sinin 3.5 katına ulaşmış olan küresel borç girdabı başta olmak üzere, bugünkü konvansiyonel anlayışla üretim ile para piyasaları arasındaki ilişkinin bu zeminde yürümesi artık çok zor.

Bu nedenle, nasıl ki bugün Türkiye dünyanın her noktasında ‘Girişimci ve İnsanı Dış Politika’ ile ülkelerin kaderini pozitif yönde değiştirecek bir öncü role, işbirliklerine imza atıyor ise 2022’de çalışmalarına başlayacak ‘İstanbul Finans Merkezi’nin de bilhassa katılım finans sistemine yönelik olarak ortaya koyacağı yeniliklerle, reel sektörün yatırım, üretim ve ihracat hamlelerinin desteklenmesine yönelik olarak geliştireceği yeni yaklaşımlarla, küresel finans sistemine ‘insani finans’ boyutunda önemli katkıları olacak. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi bünyesinde ‘Katılım Finans Dairesi Başkanlığı’ kurulmasına karar verilmesi, kritik önemde bir adım. Katılım finans sisteminin küresel ölçekte taşıdığı potansiyel 10 trilyon dolara işaret etmesine rağmen bunun halen dörtte biri kadar bir büyüklüğe sahip olan 2.5 trilyon dolar hacimli küresel katılım finans sistemi, Türkiye’nin bu alanda gerçekleştireceği atılımlar; katılım finans sisteminin temel prensiplerine dayalı yeni yatırım araçlarının, yeni enstrümanlarının sisteme kazandırılması, reel sektörü destekleyici yeni finansman modelleriyle küresel ölçekte mevcut hacmin hızla potansiyeli yakalamasına önemli bir katkı sağlayabilir.