İstihdamı katlayacak reformlar önceliğimiz

Prof. Dr. Kerem Alkin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 05 Mart 2021 Cuma
AA + -

Prof. Dr. Kerem Alkin
keremalkin@superonline.com

Her ülke ekonomisi için temel makro ekonomik denge, hatta ‘milli denge’ olarak tanımlayabileceğiz denge ‘kaynaklar-harcamalar dengesi’dir. Ülke ekonomisinin kaynakları iç öz kaynak olarak GSYH, dış öz kaynak olarak cari işlemler dengesidir. Temel hedef ülkenin öz kaynakları ile harcamalarının eşit kılınması; daha iyisi ülkenin kaynak fazlasının merkez bankasında döviz rezervi olarak gerekirse biriktirilmesidir. ‘Milli denge’ Türkiye Ekonomisi için gerçek bir ‘milli ekonomi’nin inşası adına en temel gereklilik. Bu nedenle, Türkiye’nin GSYH’sını 5 trilyon TL’den 12 trilyon TL’ye taşıyacak ve cari fazla vereceğimiz bir Türkiye Ekonomisi, yatırımlarda, üretimde, ihracatta yeni bir tarihi sıçramayı hedefleyen bir ‘ekonomik reform’ yol haritasını gerektiriyor.

Çünkü, 2030’a kadar genç nüfusu artmaya devam edecek olan Türkiye’nin bugünden önümüzdeki 10 yıla yatırımlarını, üretimini, ihracatını ikiye katlayacak ‘tarihi’ bir yapısal değişim süreci, özünde ‘istihdamı katlayacak reformlar’ anlamına da gelecektir. Çünkü, ekonominin özü, anlamı, değeri ‘iş’ ve ‘aş’tır.

Türkiye’nin yatırımlarını, üretimini ve ihracatını ikiye katlaması, GSYH’sını da ikiye katlaması; 2030’da 15 bin doların üzerinde bir kişi başına milli geliri yakalaması, gençlere son derece geniş istihdam olanakları sunabilmesi anlamına gelir.

Türkiye’nin ‘istihdamı katlayacak reform süreci’, yatırımları, üretimi ve ihracatı ikiye katlaması ile birlikte, tasarrufları da katlayacak; fiyat istikrarı ve finansal istikrarı da mümkün kılacaktır.

YENİ NESİL EKONOMİK REFORMLAR

Detayları açıklanacak ‘yeni nesil’ ekonomik reformların odaklanacağı nokta, hiç şüphesiz ki, istihdamı katlayacak, üretimi katlayacak, yüksek teknolojili ürünlerinin ihracatımızdaki ağırlığını katlayacak, bankacılık sisteminin reel sektöre gerçek manada yatırım kredisi kullandırabildiği, katılım finans sisteminin yeni imkanlarından Türkiye ekonomisinin çok daha geniş ölçüde yararlandığı bir ‘manifesto’ olacaktır.
Hiç şüphesiz ki, kamu mali disiplini bu sürecin de önemli bir parçası olacaktır. Ancak, bu başlık asla ‘mali kural’la karıştırılmamalıdır. ‘Mali kural’ küresel ekonomik sistem ‘Kovid-19’la tarihi bir mücadelede iken, Türkiye’nin kendisini ‘prangalaması’ anlamına gelir.

VERİMLİLİĞİ ARTIRMAK

Türkiye’nin kamu harcamalarını azaltmaya değil; tersine ‘verimliliğini arttırmaya’ ihtiyacı var. Türkiye ekonomisini temsil eden tüm STK’ların öncelikle üretime, istihdama, büyüme ve ihracata odaklanacakları böyle bir süreç, şüphesiz ki Türkiye’yi 2023 ve sonrasında G20’de iddialı bir konuma taşıyacaktır.

GÜÇLENDİRİLMİŞ MALİ DİSİPLİNLE KÜRESEL İTİBAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaya başladığı ve detayları paylaşılacak olan ‘ekonomik reform’ adımları, iktidarın ekonomi alanındaki en ‘altın yıldızlı’ başarılarından birisi olan ‘mali disiplin’ duruşunun daha da tahkim edilmesini, daha da perçinlenmesini hedefliyor.

2020’de yüzde 1.8’lik ‘pozitif’ büyüme ile G20’de ilk 2’de ve OECD ise ilk sırada yer alan Türkiye’nin, pozitif büyümeyi yüzde 3.6 gibi bir bütçe açığı oranı ile ciddi bir mali disiplin başarısı yakalamış olması, her türlü takdirin üzerinde. Bu başarıyı daha da ‘perçinlenmiş’ bir ‘mali disipline, daha da ‘iddialı’ bir mali disiplin başarısına taşımayı Ekonomi Yönetimi’ne hedef olarak işaret etmiş olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021 merkezi yönetim bütçesi ve kamu dengesinde alınacak ek harcama ve gelir tedbirleriyle, bütçe açığı hedefinin yüzde 4,3’den yüzde 3,5’e çekildiğini de ilan etti.
Kamu harcamalarında israfı önleyecek ‘yeni nesil’ tedbirlerle, yüksek teknolojiye dayalı yatırım hamlelerinin kamu destek ve teşvikleriyle daha büyük oranda buluşması da sağlanmış olacak. Kamu maliyesi alanında harcama ve gelirlerinin anlık olarak takibini sağlayacak ‘yeni nesil dijitalleşme’ hamleleri; kamu ihalelerinde ‘yeni nesil’ yaklaşımlar; KİT’lerin 21. Yüzyıl’ın küresel rekabet koşullarına göre yeniden yapılandırılması ‘yeni nesil ekonomik reformlar’ın sac ayaklarını oluşturmakta.

İslami esaslara dayalı katılım finans sisteminde Türkiye’nin iddiasını arttıracak adımlar; hammadde, ara mamul, makine ve enerjide ‘kendi kendine yeten Türkiye’ hedefine yönelik olarak, sanayide, üretimde yapısal dönüşüm, Türkiye ekonomisini daha da ‘kurumsallaştıracak’ piyasa yapılandırmaları reformların ana başlıklarını oluşturmakta. Bu hafta açıklanacak detayları heyecanla bekliyor olacağız.