Yakın dönem ekonomik beklentiler

Dr. Can Gürlesel

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 26 Mart 2021 Cuma
AA + -

DR. CAN GÜRLESEL
gurlesel@superonline.com

Merkez Bankası başkanının 20 ay içinde dördüncü kez değişmesi ile ekonomik beklentilerde yine önemli değişiklikler yaşanıyor. Bu çerçevede kısa vadede olası gelişmeleri ve sonuçlarını değerlendirelim.
 
1 - EKONOMİDE SORUNLAR YAPISAL HALE GELİYOR
 
Türkiye, 2001 yılına kadar ekonomide önemli yapısal sorunlar biriktirmişti. Ekonomideki yapısal sorunların birikmesi ile 2001 yılında çok ağır bir ekonomik kriz yaşandı. Bu ekonomik krizden 2001 yılında hazırlanan ve büyük bölümü yapısal reformlar içeren güçlü ekonomiye geçiş programının uygulanması ile çıkıldı. Ancak bugün gelmiş olduğumuz noktada ekonomide yine önemli yapısal sorunlar oluşmuş bulunuyor. Enflasyon yükseldi ve katılaştı. Yüksek cari sorunu sürüyor. Kamu mali disiplininden uzaklaşıldı. Bankalarda yüksek sıkıntılı krediler oluştu. Merkez Bankası net döviz rezervleri negatif hale geldi. İşsizlik yüksek ve yapısal bir hale geldi. Yıllık yurtdışı finansman ihtiyacı milli gelirin yüzde 30’una kadar çıktı.
 
2 - FİNANSAL KIRILGANLIKLAR 2019’DAN İTİBAREN ARTMAYA BAŞLADI    
 
Yapısal sorunlara ilave olarak son yıllarda finansal kırılganlıklar da artıyor. 2019 yılı temmuz ayında Merkez Bankası başkanı değişimi ile negatif faiz temelli bir para politikası benimsenmesi, kırılganlıkların artışını hızlandırdı. Negatif faiz politikası ekonomide enflasyon ve cari açıkta hızlı bir artışa yol açarken, Türk Lirası’nda değer kaybı da hızlandı. Türk Lirası’nın değerini korumak için Merkez Bankası döviz rezervleri satış yönünde kullanıldı ve Merkez Bankası net döviz rezervleri negatife döndü. Bu gelişmeler ile finansal kırılganlıklar artarken 2020 yılı kasım ayında Türk Lirası’nda yaşanan hızlı değer kaybı ve risk priminin yükselmesinin ardından yeniden Merkez Bankası başkanı değişti ve sıkı para politikasına geçilerek olası bir döviz krizi engellendi.
 
3 - MERKEZ BANKASI YAPISAL SORUNLARI ÇÖZEMEZ
 
Kasım ayından itibaren TC. Merkez Bankası uygulamaya başladığı sıkı para politikası ile fiyat istikrarına ve finansal istikrara odaklandı. Türk Lirası’nın değer kaybı kısa sürede bir ölçüde telafi edildi. Finansal istikrar konusunda ilerleme sağlandı. Ancak ekonomide oluşan yapısal sorunların çözümü için ihtiyaç duyulan yapısal reformlara ilişkin olarak kasım ayından sonra da kayda değer bir adım atılmadı. TC. Merkez Bankası görevi gereği sadece fiyat istikrarına ve finansal istikrara odaklanmış olmasına karşın adeta tüm sorunların çözüm yeri gibi görülmeye başlandı.
 
4 - MERKEZ BANKASI BAŞKANI DEĞİŞİMİ  
 
Kasım ayından sonra göreceli bir finansal istikrar sağlanmış iken Merkez Bankası başkanı yeniden değişti. Son 20 ayda dördüncü başkan değişimi bankanın bağımsızlığını sorgulatırken sürekli farklı para politikalarına geçiş ile güven ortamı da kayboldu. Türk Lirası yeniden önemli ölçüde değer kaybetti. Bu değer kaybı ile geçen yılın kasım ayında ulaşılan finansal kırılganlıklara geri dönüldü. Sermaye çıkışı hızlandı, risk primi yeniden 500 puana yaklaştı. Tahvil-bono faizleri yüzde 20’ye, kredi faiz oranları ise yüzde 24-25’e yükseldi. Dolarizasyon da artarak sürecek. Yüksek kredi faizleri ve yüksek kurlar ile artan girdi fiyatları bileşimi işletmelerin mali yapılarını olumsuz etkileyecek. Enflasyonda artış hızlanacak. Banka başkanı değişimi ile işletmeler için kısa sürede olumsuz koşullar ortaya çıktı.
 
5 - MERKEZ BANKASI KARARLARI YİNE BELİRLEYİCİ OLACAK
 
Bundan sonrasında Merkez Bankası’nın uygulayacağı para politikası kısa vadede belirleyici olmaya devam edecek. Bankanın iki politika seçeneği bulunuyor. İlk seçenek, sıkı para politikasını ve yüzde 19 faizi sonbahara kadar koruyarak enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlamak, ardından yılın son çeyreğinde faiz indirimlerine başlamaktır. Bu seçenek, banka başkanının değişimi ile ortaya çıkan olumsuz koşulları hafifletecek. İşlerdeki belirsizliği azaltacak. İkinci seçenek ise yılın ikinci çeyreğinde faiz indirimleri yapmaya başlamaktır. Bu seçenek, muhtemelen finansal kırılganlıkları daha da artırtacak. Türkiye sermaye hareketleri ve döviz işlemlerine sınırlamalar dahil radikal önlemler almak zorunda kalabilecek.
 
İşler de çok olumsuz etkilenecek. Merkez Bankası’nın uygulayacağı para politikasından bağımsız olarak Türkiye yapısal sorunlarının çözümüne de halen ihtiyaç duyuyor.
 
SON SÖZ
 
Fiyat istikrarı ve finansal istikrar politikaları ile yapısal reformları birlikte gözetelim ve uygulayalım.