Vergi hataları ve düzeltilmesi

Dr. Veysi Seviğ

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 09 Nisan 2021 Cuma
AA + -

Dr. Veysi Seviğ
veysi.sevig@ito.org.tr

Vergi Usul Kanunu’nun 116’ncı maddesinde yer alan tanımlamadan anlaşılacağı üzere, “Vergi hatası; vergiye müteallik (ilişkin) hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.”

Yasal düzenleme gereği vergi hataları ‘hesap hataları’ ve ‘vergilendirme hataları’ olarak iki gruba ayrılmaktadır.

Hesap hataları şunlardır:

1. Matrah hataları: Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif (vergi) cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.
2. Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, yukarıda birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.
3. Verginin mükerrer (tekrarlanmış) olması: Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.

Vergilendirme hataları ise;

1. Mükellefin şahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi ve alınmasıdır.
2. Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır.
3. Mevzuda (konuda) hata: Açık olarak vergi mevzuatına girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi ve kayıt alınmasıdır.
4. Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata: Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.

Vergi hataları aşağıdaki hallerle-yollarla meydana çıkarılabilmektedir.

1. İlgili görevlinin (memurun) hatayı bulması veya görmesi ile,
2. Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile,
3. Hatanın teftiş (denetim) sırasında meydana çıkarılması ile,
4. Hatanın vergi incelemesi sırasında meydana çıkarılması ile,
5. Mükellefin müracaatı (başvurusu) ile.

DÜZELTME YETKİSİ VE REDDİYAT

Vergi Usul Kanunu’nun 120’nci maddesi ile ifade edildiği üzere ‘vergi hataları’nın düzeltilmesine, ilgili Vergi Dairesi Müdürü karar verir. Şöyle ki;
“Bu hatalar ‘düzeltme fişi’ne dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe (belge) dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe (hak sahibine) reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası (reddedilecek miktarla müracaat edeceği ‘muhasebe fişi’nin bir nüshası) reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilerek (söz edilerek) mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlayarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sakıt (geçersiz) olur.

Nakden veya mahsuben tahsil edilen ancak fazla veya yersiz olarak tahsil edildiği anlaşılan vergilerde ve kanunları gereğince mükelleflere yapılacak iade ve mahsup işlemlerinde düzeltmeye dayanarak teşkil edecek belgeler ile bu işlemlere ait usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Vergi Usul Kanunu’nun 4’üncü maddesinde yazılı vergi dairesinin görev ve yetkilerini haiz olarak faaliyete geçen Vergi Dairesi Başkanlıkları’nda düzeltme yetkisi Vergi Dairesi Başkanı’na ait olup, Başkan bu yetkisini ilgili grup müdürlüklerine veya müdürlere devredebilmektedirler. (x)

Vergi Usul Kanunu’nun 121’inci maddesi uyarınca idarece tereddüt edilmeyen (duraksama yaratmayan) açık ve mutlak vergi hataları re’sen düzeltilebilinmektedir. Kendi aleyhine düzeltme yapılan kimselerden düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları mahfuzdur (saklıdır).

(x) Mükelleflerin, vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı oldukları vergi kanunları ile belirlenir. Ancak Maliye Bakanlığı, gerekli gördüğü hallerde, mükelleflerin işyeri ve ikametgah adresleri ile il ve ilçelerin idari sınırlarına bağlı kalmaksızın vergi daireleri ve bölge bilgi işlem merkezleri kurmaya, vergi dairelerine bağlı şubeler açmaya ve vergi dairelerinin yetki alanı ile vergi türleri, meslek ve iş grupları itibariyle mükelleflerin bağlı olacakları vergi dairesini belirlemeye yetkilidir.