ABD ekonomisindeki toparlanmanın artıları ve eksileri

Doç. Dr. Nurullah Gür

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 21 Mayıs 2021 Cuma
AA + -

DOÇ. DR. NURULLAH GÜR
ngur@medipol.com.tr

ABD, geçtiğimiz yıl koronavirüs salgınını hem kamu sağlığı hem de ekonomik anlamda en ağır yaşayan ülkelerden biriydi. Bu olumsuz resim son aylarda değişmeye başladı. ABD, aşılamada vites artırarak salgının yayılma hızını belli bir eşiğin altına indirmeyi başardı. Federal hükümet bir taraftan da maliye politikalarıyla ekonomik aktiviteyi desteklemeyi sürdürüyor. ABD’nin salgının başından bu yana uygulamaya soktuğu mali destek paketlerinin GSYH’ye oranı yüzde 25’i aştı. Biden’ın başkanlık koltuğuna oturması sonrasında mali destek paketlerinin sayısı arttı ve kapsamı genişletildi. Gelinen son noktada ABD ekonomisine yönelik ekonomik tahminler, salgın öncesi görünümden bile daha iyi seviyelere geldi. GSYH ölçeğinde ABD ekonomisinin bu yılın ikinci yarısı itibariyle salgının negatif etkilerini tamamen üstünden atacağı öngörülüyor.
 
5.5 TRİLYON DOLARLIK DESTEK PAKETLERİ
 
Toplamı 5.5 trilyon doları bulan mali destek paketlerinin ABD ekonomisini aşırı ısındırdığından endişe eden iktisatçılar var. Enflasyon oranı son 13 yılın zirvesine çıktı. Gerçekleşen ve beklenen enflasyon oranlarının arttığı bir ortamda haliyle Amerikan hazine tahvillerinin faizleri yüksek seyrediyor. Enflasyon ve varlık balonu risklerinden dolayı Fed’in para politikasını daha erken bir aşamada sıkılaştırması gerektiğine yönelik finans piyasalarının baskısı artıyor.
 
ABD ekonomisindeki bu hızlı toparlanmanın bizim gibi gelişmekte olan ülkelere bazı olumlu ve olumsuz etkileri var. Kötü haberden başlayalım. ABD’de faizlerin artması, uluslararası yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırım iştahının azalmasına neden oluyor. Bunun olumsuz etkileri, başta TL olmak üzere gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde gözlemleniyor. ABD’de artan enflasyon ve faiz oranları, Türkiye’de faizlerin düşebilmesi için mevcut olan hareket alanını maalesef daraltıyor.
 
Bu şartlarda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın sıkı para politikasından taviz vermesi zorlaşıyor.
 
TÜRKİYE’NİN İHRACATI YÜZDE 45 ARTTI
 
Dünyanın en büyük ekonomisinin toparlanması, aynı zamanda ABD’nin dış alemden daha fazla mal ve hizmet satın alacağı anlamına geliyor. Bu, özellikle Meksika, Çin ve Brezilya gibi ABD’ye yüklü miktarlarda ihracat yapan gelişmekte olan ülkeler için sevindirici bir gelişme. Türkiye’nin ABD ile ticaret hacmi bu ülkelere kıyasla çok düşük. Yine de 2021’in ilk dört ayında Türkiye’nin ABD’ye gerçekleştirdiği ihracat, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 45 arttı.
 
Sonuç olarak, ABD’deki hızlı toparlanma Türkiye ekonomisini finans kanalından olumsuz etkilerken ihracat üzerinden olumlu etkiliyor.