15 Temmuz’un önderliği ve vebali

Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 09 Temmuz 2021 Cuma
AA + -

Prof. Dr. Ahmet Emre BİLGİLİ

Halkımız FETÖ’nün yaptıklarını çok yalın, kısa yoldan ve simgesel olarak şöyle anlatır. Fetö, iki Z’yi dumura uğrattı. Zenginler ve zekiler. Doğru mu? El cevap doğru, hem de en yalın anlatımı ile. Tabii ki tahribat bundan ibaret değil ama etkisi itibariyle en yüksek olanı diyebiliriz. Bir de bunlar aracılığı ile güç elde ederek devletin stratejik birimlerine sızmak suretiyle devlet içinde etkinlik kazanmak. Aslında benzer usulü dünyanın her tarafında bir örgütlenme biçimi ve büyüme stratejisi olarak uyguladılar. Doğrusu kendi açılarından başarılı da oldular. Türkiye bunlardan ancak bir darbe girişimi vesilesi ile kurtulabildi. Diğer ülkelerdeki tahribat bir ölçüde devam ediyor.
 
Sadece ülkemizi kurtarmak yetmez. Dünyayı, diğer bir deyişle insanlığı bu tahribattan kesinlikle kurtarmak gerekir. Çünkü insanın ve hasletlerinin bir değeri varsa bunlar tümünü yok ediyorlar. Faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki zihinsel potansiyeli yüksek olan çocukları kendi kirli emelleri doğrultusunda dumura uğrattılar, yani mankurtlaştırdılar. Zengin olan insanları da aynı şekilde sadece varlıklarına göz dikerek kötü hedeflerine alet ettiler. Zaman zaman acımasız ve gayri ahlâki usuller kullanmaktan da hiç çekinmediler.
 
İNSAN DEVŞİRME FELSEFESİ
 
Görüldüğü üzere bu örgütün/yapının tüm çalışmaları insan devşirme felsefesi üzerine inşa edilmiştir. Özellikle de özel/üstün yetenekli öğrencileri devşirme üzerine. Zira bu tür bir yapı ile belirlenen hedefleri daha rasyonel bir şekilde gerçekleştirebileceklerini düşünmekteydiler. Onların başına da imam dedikleri aslında sadece kurye vazifesi icra eden ortalama zekâya sahip fakat kendilerine sadık insanları koyarak bir anlamda sürü psikolojisi oluşturmuşlardı. Böylece onların zekâlarını bir taraftan önemsemiş göründüler, diğer taraftan da emir talimat zinciri içerisinde bu özellikleri ile dalga geçmiş oldular. Ülkemizin en zeki çocuklarını tarumar eden ve bu tahribatı neredeyse yarım asırdır yapan, yararlı değil, aksine zararlı hale getiren anlayışı lanetliyoruz. Dünyada eğitim üzerinden çok boyutlu bir terör örgütü çıkaran başka bir örneğe de rastlamamız mümkün değildir.
 
Şimdi bütün bunlar bir insaniyet katliamı değil de nedir? Bu şeytani güçle küresel ölçekte mücadele etmek insani ve İslami vazife değil de nedir? Allah’ın insanlığa hizmet için gönderdiği bahşedilmiş zeki çocuklarımızı mankurtlaştırarak insanlığın aleyhine sevk ve idare etmekle mücadele etmek kutsal değil de nedir? Bu mücadeleyi insanlık adına dünyanın her tarafında iyi bir iletişim ve siyaset stratejisiyle sürdürmeye öncülük etmek, bu tahribatı en acımasız bir şekilde yaşayan ülkemize değil de kime düşer? Vazife bizimdir, önderlik bize düşer, sorumluluk vebal derecesinde devletimizindir, milletimizindir.
 
EN ÖNEMLİ ARAÇ EĞİTİM
 
Bu sebeplerle lanetlenmiş bu yapı ile mücadelede uzun vadeli bir başarı elde etmek istiyorsak bilelim ki en önemli misyon ve araç eğitimdir. Maarif Vakfı’nın beş yılllık birikimi ve elde ettiği netice büyük önem taşır. Yani; 44 ülkede 345 okul, bir üniversite, 13 eğitim merkezinde toplam 42 bin öğrenci, öğretmen ve velilerimizle birlikte koca bir Maarif ailemiz ortaya çıkmıştır. Bu aileyi daha da büyütmek ve etkin hale getirmek tüm insanlık için ortak bir kazanımdır, berekettir. Gönül coğrafyamızın yeniden inşa edilmesinde en sağlam harçtır. Sadece bu hizmetin devamı bile kendi içimizde kısır çekişmelerin anlamsızlığını ortaya koyan bir durumu ifade eder.
 
Şimdi bununla birlikte 15 Temmuz kazanımlarının devamlılığı ve dinamizmini canlı tutmak önemli bir problemdir. Zira yıllar geçtikçe işin rutin kısmı kalıp ruhunun kaybolmaya yüz tutması tehlikesi vardır. Burada en önemli husus, işin ruhunu anlatabilmektir, bu da yapılacak etkinliklerde, yarışmalarda, sürekli işin ruhunu gözetici şekilde davranmaktan geçer. Öğretmenlerimiz, tecrübeyi ve yaşanılanları aktarırken her zaman için bu tür tehlikeler ortaya çıkabilir ve buna karşı ortak tavrımız vatan millet sevgimizi canımız pahasına korumamız gerekebilir noktasıdır.
 
İnsanlığa musallat olmuş bu belayı devlet ve millet olarak ancak iyi bir önderlik ederek savuşturabiliriz. Aksi; bilelim ki vebalimizdir.