Küresel gıda endüstrisi için zorlu sınav

Prof. Dr. Kerem Alkin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 23 Temmuz 2021 Cuma
AA + -

PROF. DR. KEREM ALKİN
keremalkin@superonline.com

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile BM Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) imzalı ‘Tarımın 2021-2030 Görünümü’ Raporu (OECD-FAO Agricultural Outlook 2021-2030), tarım emtialarına ve gıdaya küresel ölçekte talebin, 2020-2030 döneminde yavaşlayacağını gösteriyor. Tarım emtialarına 2010-2020 döneminde talep artışı yüzde 2.2 düzeyinde gerçekleşmiş iken, 2020-2030 döneminde 1 puanlık yavaşlamayla yüzde 1.2 olarak artmayı sürdürecek. Yani, talep gerilemeyecek; artış oranı yavaşlayacak.
 
Bu yavaşlamada, doğal olarak, 2010-2020 döneminde tarımsal ürün talebi yüzde 2.7 artmış olan Çin’in, 2030 kadarki talep artışının yüzde 0.8’e kadar yavaşlayacağı beklentisinin hayli etkili olduğu gözlemleniyor. Bu arada, biyoyakıt üretmek amacıyla tarım emtialarına talep yüzde 0.4 daralacak. Ürün bazında ise 2010-2020 döneminde bitkisel yağlara yönelik talep ortalama yüzde 4 artmış iken, 2020-2030 dönemi için yüzde 1.5’e gerilemesi bekleniyor. Raporda, 2010-2020 arası yüzde 2 artmış olan küresel süt ürünleri talebinin, 2020-2030 döneminde yüzde 1.8 artması öngörülüyor. Tahıllara olan talebin ise bir önceki 10 yıla göre yarı yarıya yavaşlayarak, yüzde 2 yerine sadece yüzde 1 artması bekleniyor.
 
HANGİ COĞRAFYALARDA TALEP ARTACAK
 
Sahraaltı Afrika, Güney Asya, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika, nüfus artışına bağlı olarak en yüksek talep artışı öngörülen coğrafyalar olarak öne çıkarken; küresel şeker talebi artışının neredeyse tümünün gerekçesini nüfus artışı oluşturuyor olacak. Buna karşılık, küresel bitkisel yağ talebindeki artışın en büyük gerekçesini kişi başına tüketim kullanımındaki tercih artışı oluşturacak. Raporda, tahıl üretiminin gıda amaçlı kullanımında 2030’a kadar yüzde 1.2’lik artış öngörülürken; az gelişmiş ve orta gelir düzeyindeki ülkelerdeki talep sıçraması beklentisine bağlı olarak, et, süt, yumurta ve balık talebinde yüzde 1.2’lik bir artış önceliklendirilmiş. 2018-2020 döneminde 7.8 milyara ulaştığı ifade edilen dünya nüfusunun 2030’da 8.5 milyara ulaşacağı beklentisiyle küresel gıda talebinin yüzde 1.3 artması öngörüsü öne çıkıyor.
 
HİNDİSTAN, ARTIŞIN YÜZDE 50’SİNDEN SORUMLU
 
Sahraaltı Afrika, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika, önümüzdeki 10 yılın küresel şeker talebi artışının tek başına yüzde 35’inin sebebini temsil ederken; Çin de, ortalama satın alma gücünün yüzde 5.8 artacağı öngörüsüyle, tek başına, balık ürünlerindeki küresel talep artışının yüzde 43’ünün, et ürünlerindeki küresel talep artışının ise yüzde 33’ünün sebebini oluşturacak. Hindistan’ın ise 2030’a kadar süt ürünleri ve bitkisel yağlardaki talep artışının tek başına yüzde 50’sinden sorumlu olması öngörülüyor.
 
2018-2020 dönemindeki gerçekleşmeler ile 2030 öngörüleri karşılaştırıldığında, mısır kullanımının 1 milyar 150 milyon tondan 1 milyar 350 milyona yükselmesi, pirinç kullanımının 500 milyon tondan 600 milyon tona yükselmesi, buğday kullanımının 780 milyon tondan 820 milyon tona yükselmesi, et kullanımının ise 350 milyon tondan 400 milyon tona yükselmesi tahmin ediliyor.
 
TÜRKİYE, 10 YILI ÇOK İYİ DEĞERLENDİRMELİ
 
FAO’nun araştırması, küresel ölçekte, tarımsal ürün ve gıdaların daha sofraya ulaşamadan yüzde 14’ünün telef olduğunu; tüketiciye ulaşabilmiş gıdanın yüzde 17’sinin ise yanlış kullanım, yanlış ve yetersiz saklama metotları nedeniyle israf olduğunu gösteriyor. Küresel tarım ürünleri ve gıda talebindeki trendler, Türkiye’nin bir tarım ülkesi olarak, önümüzdeki 10 yılı çok iyi değerlendirmesinin ülke ekonomisine 50 milyar dolar ihracat geliri kazandıracağına işaret ediyor. Bu nedenle, Türkiye’nin tarımsal alan ve su kaynaklarını hem koruması hem geliştirmesi önümüzdeki 10 yılın en kritik önemde hamlesi olacak.