‘Çevre’ ve ‘iklim’i korumanın ‘finansman’ı

Prof. Dr. Kerem Alkin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 06 Ağustos 2021 Cuma
AA + -

Prof. Dr. Kerem Alkin
keremalkin@superonline.com

Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında küresel iklim değişikliği ve sebep olduğu sonuçlar, daha yoğun bir şekilde ele alınıyor ve araştırmalara konu oluyor.

Yayınlanan yeni bir araştırma, küresel iklim değişikliğinin, Amerika kıtası ile Afrika, Avrupa ve Asya’yı zıt şekilde etkileyeceğine işaret ediyor. İklim değişikliği nedeniyle tropikal yağmur kuşağı, Doğu Afrika ve Hint Okyanusu orijinli olmasına rağmen, bu eksen üzerinden Afrika, Avrupa ve Asya kıtalar grubunda kuzeye, Amerika kıtasında ise güneye doğru hareket edecek.

Araştırmacılar, söz konusu bulguları ortaya çıkarmak adına, 27 son teknoloji iklim modeli ve hesaplamasından elde edilen verileri kullanarak oluşturulan bilgisayar simülasyonlarını inceleyerek bu sonuçlara vardı. Söz konusu bulgular, Avrupa’nın ve Türkiye’nin kuzeyinin kuzeye doğru ‘göç eden’ tropikal yağmur kuşağı nedeniyle bugüne kadar alışılmadık ölçüde ve geçmişte tropikal iklim kuşağının geleneksel olarak hakim olduğu bölgelerde gözlenen bir yağmur ve iklim özelliği gösterebileceğine de işaret ediyor. Bu nedenle, bölgeler arasında aşırı yağmur ve aşırı kuraklık riski daha da büyüyecek gözüküyor.

KÜRESEL YOKSULLUK

Küresel ölçekte ‘çevre’ ve ‘iklim’in yeterince korunamamasının en kritik gerekçelerinden birini, adete birbirini besleyen bir sorun ve bir ‘açmaz’ olarak ‘küresel yoksulluk’ meselesi oluşturuyor. Çünkü küresel ölçekte yoksulluk, çevre ve iklimi koruyacak tedbir ve projelerin önceliklendirilmesi ve yeni finansman kaynakları oluşturulması adına en önemli zorlukların, engellerin başında geliyor. Ve, ‘çevre’nin, biyoçeşitliliğin korunamaması, ‘iklim değişikliği’nin sebep olduğu doğal afetler, gelişmiş ekonomilerde dahi yoksulluğu artıran sonuçlara sebep olabiliyor.

G20 RESMEN TESCİL ETTİ

Bu temel gerçeğin ışığında, aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 19 önde gelen ekonomi ve Avrupa Birliği’nin üyesi olduğu G20’nin dönem başkanı İtalya’nın Napoli şehrinde gerçekleştirilen G20 Çevre Bakanları Zirvesi’nde, iklim, çevre, enerji ve yoksulluk arasında güçlü bir bağlantı olduğu ilk kez resmen tanındı.

Küresel çevre ve iklim meseleleri ile yoksulluk arasındaki güçlü bağı ilk kez resmi olarak tescil etmiş olan G20 ülkeleri; bu meselelerinin üstesinden gelmenin, insan refahı, sürdürülebilir ekonomi, sürdürülebilir üretim ve tüketim için gerekli olduğuna inandıklarını da beyan etmiş oldu. 25 maddelik sonuç bildirgesi, biyoçeşitliliği korumak adına, BM ‘2021-2030 Ekosistem Restorasyonu’ sayesinde oluşturulan ‘2050 yılına kadar doğa ile uyumlu yaşamak’ vizyonunu gerçekleştirmeye yönelik yoğun çabaların memnuniyetle destekleneceğine işaret ediyor.

Bununla birlikte, küresel ölçekte başarı, gelişmekte olan ülkelere ve en az gelişmiş ülkelere hem mali hem teknolojik hem de kapasite geliştirme desteği verilmesini gerektiriyor. Türkiye ise haklı bir talep ile gelişmekte olan bir ülke olarak, Ek-1 ülke listesinde değişiklik istiyor. Birçok gelişmiş ülkeden çok daha yüksek oranda iklim yatırımları yapan ve enerjide kurulu gücünün yüzde 52’si yenilenebilir enerji kapasitesine dayalı olan, Avrupa’nın 5’inci, dünyanın 12’nci büyük ülkesi olan Türkiye, en büyük çabayı sarf eden önde gelen bir gelişmekte olan ülke olarak talep ettiği bu değişikliği fazlasıyla hak ediyor.

ÖDÜLLENDİRME MEKANİZMASI

Başta Dünya Bankası, Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası, Asya Kalkınma Bankası ve İslam Kalkınma Bankası olmak üzere, dünyanın önde gelen uluslararası yatırım ve kalkınma bankalarına, çevreyi ve iklimi koruyacak projelerin finansmanı için çok önemli bir rol düşüyor. Hatta IMF’ye dahi. Ve, Türkiye gibi yeryüzüne olan sorumluluğu için mücadele veren ülkelerin çevre ve iklimi korumak adına ortaya koydukları çabayı ‘ödüllendirecek’ bir finansman mekanizması da olması gerekiyor. “Her yüzde 10 karbon salınımı azalışına,1 puan daha ucuz uluslararası kredi imkanı” gibi. 30 Ekim-12 Kasım tarihleri arasında İngiltere’nin Glasgow kentinde yapılacak BM COP26 Zirvesi öncesi, böyle bir ‘ödüllendirme mekanizması’ için de zihin yormaya değer.