Merkez Bankası’nın son kararı ve piyasalar

Osman Arıoğlu

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 17 Eylül 2021 Cuma
AA + -

OSMAN ARIOĞLU

Türkiye’de son yıllarda en zor ekonomi koltuğu, Merkez Bankası Başkanlığı olsa gerek. Normal şartlarda belli süreyle gelinen başkanlık koltuğu, Merkez Bankası Kanunu’nda yapılan değişiklik sonrası sık başkan değişikliği yapılmasıyla daha da dikkate çeker hale geldi. En son 2021 Mart ayında mevcut başkan Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu göreve getirildi.
 
Kavcıoğlu göreve getirildiğinde piyasalar hızlı bir faiz indirimi endişesine kapıldı. Bunun sonucunda döviz kurlarında hızlı bir şekilde yaklaşık 1 TL yükselme meydana geldi. Yeni başkan göreve geldikten kısa süre sonra tekrar tek sesliliği sağladığı gibi, beklenenin aksine hızlı bir faiz indirimine de gitmedi. Bunun sonucunda piyasa biraz daha yeni başkanı izleme ve gözleme pozisyonuna geçmiş oldu.
 
FAİZ İNDİRİMİ MESAJI
 
Başkanın Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası toplantısında yaptığı konuşma sonrasında, 8.30 seviyelerinden altına gelmiş olan döviz kurları tekrar kısa süreli bir yükseliş eğilimine girdi. Bizim değerlendirmemize göre buna iki şey neden olmuş olabilir. Birincisi Başkanın yaptığı konuşma sırasında dünya konjonktürünü değerlendirirken genel olarak birçok ülkede negatif reel faiz olduğu vurgusunu yapmasının Merkez Bankası’nın Eylül PPK toplantısında faiz indirimi mesajı olarak algılanması. İkincisi de Merkez Bankası Başkanı’nın temel görevi olan fiyat istikrarı vurgusunun dışına çıkıp büyüme üzerine de değerlendirmelerde bulunması. Bunlara yönelik ilk algı piyasalarda bir nebze tedirginlik yarattı. Esasen, Merkez Bankası Başkanı göreve geldiğinden bu yana daha ziyade yazılı açıklamalarla ya da aldığı politika tedbirleri ile gündeme gelmişti ve bu tedbirler de daha ziyade Merkez Bankası’nın temel görevine uygun olarak enflasyonun aşağı çekilmesi amacıyla TL’nin değerini korumaya yönelik önlemler çerçevesindeydi.
 
GÖZLER PPK TOPLANTISINDA
 
Bu yazıyı hazırladığımız sırada benzeri bir önlem olarak 15 Eylül tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan bir tebliğ ile yabancı para zorunlu karşılık oranlarında 200 baz puanlık bir artırıma gidildi. Merkez Bankası, tebliğin yayımlanmasının akabinde bir basın bildirisi ile de kamuoyunu bu kararın amacı noktasında birinci ağızdan bilgilendirme yaptı. Buna göre yapılan düzenleme ile daha önce yapılan ve 1 Ekim’den itibaren yürürlüğe girecek önceki karar nedeniyle Türk Lirası karşılıklarda 13.9 milyar TL, döviz zorunlu karşılıklarda 3.4 milyar dolarlık bir artış meydana geleceği bilgisini kamuoyu ile paylaştı. Aslında bununla Merkez Bankası kamuoyuyla daha sıcak ve doğrudan ilişkiye girmeyi tercih etmiş oldu. Şimdi tüm gözler, 21 Eylül‘de yapılacak PPK toplantısına çevrilmiş durumda.
 
Bizim anladığımız kadarıyla Merkez Bankası Başkanı, Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nda yaptığı konuşmada bir faiz indirimi mesajı vermedi. Sadece dünyada negatif reel faizlerin olduğu ve dünyada enflasyonun da arızi olarak yüksek seyrettiğini ve kademe kademe de enflasyondaki bu yükselişin geri geleceği beklentisinin hakim olduğu mesajını vermeye çalıştı. Bu çerçevede şu an 19.25’e ulaşan TÜFE dikkate alındığında Merkez Bankası’nın Eylül PPK toplantısında herhangi bir faiz değişikliği yapmadan pas geçmesi en normal olması gereken gibi duruyor. Şu ana kadarki gösterdiği genel tavra baktığımızda Merkez Bankası Başkanı’nın oluşmaya başlayan bu güveni bozucu bir hareket tarzı içerisinde olmayacağını değerlendiriyoruz.