İş modelleri, dijitalleşme ve inovasyon

Salih Keskin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 05 Kasım 2021 Cuma
AA + -

SALİH KESKİN
www.inovasyonuzmani.com

Özellikle son beş yılda dünyada başarılı olan girişimlerin neredeyse tamamına yakınının dijital dünyaya ait yeni iş modellerinden olması ve yine dünyanın ilk 10 firmasının bu alanlarda işler yapması, konunun derinlemesine ele alınmasını zorunlu kılıyor.

Ayrıca, beş yıl içinde dünyanın ilk 50 firmasının sektörel dağılımındaki değişimin bu yönde ve yine ‘trend’ addedilecek işlerin de ya bu alanlara ait ya da bu alanlarla bir şekilde irtibatlı olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Dijital dünyanın istatistiksel rakamları da konuyu destekler nitelikte. Mesela, dünyanın ilk 100 inovatif firmasının sektörel dağılımına baktığımızda, en büyük payın elektronik, yarı iletkenler ve bilgisayar gibi ürünlere ayrılmış durumda olduğunu görüyoruz.

Milyarlarca insanın, dijital dünyanın bir nevi mecburi kullanıcısı haline getirilmesi de bu sektörlerin açık ara önde olmasına yol açan bir durum.

Ülkemizin bu alanlardaki ihracat payı ise çok düşük: Yaklaşık yüzde 2.

Dijitaldeki inovatif iş modelleri, neredeyse tüm piyasa değişiminin karakterini belirler nitelikte.

Ülkemizin dijitalde ilk unicorn’ları da (piyasa değeri milyar doları aşan) çıkmaya başladı. Umarım yakında decacorn’lar (piyasa değeri 10 milyar doları aşan) da çıkar.

GİRİŞİMCİ ZEKA DOMİNE EDİLMELİ

Bunun gerçekleşmesi için girişimci zekasının bu yönde domine edilmesi gerekiyor.
İşte, inovasyona tam da burada ihtiyaç duyuluyor. Daha lise ve üniversite döneminde öğrencilerini inovasyon dünyasına dahil etme çabaları, ülkemizin geleceği açısından olmazsa olmaz öneme sahip olacak.

Çünkü geleceğin tüketici davranışlarını ve de beklentilerini anlamak için başvurulacak en doğru kitle, bugünün lise ve üniversite gençliğinden başkası değil.

Ayrıca en serbest zekalara ve özgün fikirlere sahip olan da yine bu öğrenciler...

Dijital sektörlerde piyasaya giren inovatif bir iş modelinin, o ülkenin kaderini belirlediğini söylersek yanlış olmaz. Mesela dünyada ‘Uber’, ülkemizde ‘Yemeksepeti’, bunlara örnek olarak verilebilir.

Ülkemizin ilk unicorn’u ‘Getir’ firması da medarıiftiharımız ayrıca…

Yine ülkemizde birkaç yıl önce hayata geçirilen elektrikli scooter markası ‘Martı’, trafik problemine kısmen çözüm getirecek, geleceği parlak girişimlerden biri.

Yerli markamız ‘Gittigidiyor’un ilk defa uygulamaya aldığı, sitesindeki ürünlerin açık artırmayla satılması ve kendi platformunda firmaların dükkan açmasına olanak sağlaması gibi konular da ilgili sektörü baştan aşağı değiştiren ve karakterini büyüme yönünde etkileyen atılımlardan biri oldu.

Dijitalde yenilikçi bir iş modeli olan ‘Airbnb’ firmasının, hiç oteli olmamasına rağmen turizm sektöründe dünyanın en büyük firmalarından biri haline gelmesi de verilebilecek en iyi örneklerden.

DOKUNDUĞUMUZ HER NESNE AKILLANACAK

Dijitaldeki en büyük inovasyonlardan bir diğeri de yine ‘3D’ yazıcılar. Bu gibi ürünlerin farklı versiyonlarının ortaya çıkarılması çok yüksek Ar-Ge yatırımları yapmayı gerektirse de ülkemizin beşeri sermaye avantajı ve yaratıcı zeka florası göz önünde bulundurulduğunda bunun çok da imkânsız olmadığı söylenebilir.

Yani, ülkemizin dünyanın yenilikçi ürün pastasından aldığı pay çok düşük evet ama bu payı yükseltmek, ilgili kurumlarımızın destek ve teşvikleri ile mümkün olacak.

Sistemin başarıya ulaşmasının formülü şu: İnsanları önce eğitecek, sonra onlara pratik yaptıracak ve ortaya çıkan değerli fikirleri ödüllendireceksiniz.

Kaldı ki, insanların günde 960 nesneye dokunduğunu belirten uzmanlar, bu dokunulan nesnelerin her birinin gün geçtikçe akıllanacağını da öne sürüyor. Biz de hangi nesneye dokunuyorsak, dikkatli bir gözle bakıp, onu nasıl akıllandıracağımıza kafa yormak durumundayız.