Ekonominin yeni rengi: Yeşil

Doç. Dr. Nurullah Gür

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 12 Kasım 2021 Cuma
AA + -

DOÇ. DR. NURULLAH GÜR
ngur@medipol.com.tr

Son 300 yılda sanayileşme ve şehirleşmeyle birlikte çevremize geri dönüşü mümkün olmayan zararlar verdik. Tabii bu zarara en başta tüketim davranışları ve üretim kalıplarıyla gelişmiş ülkeler yol açtı. Ama bizim gibi gelişen ülkelerin de çevre problemlerinde payı yok değil. Onları tüketim ve üretimde kopyalamaya çalıştık; alternatif davranışlar ve yöntemler ortaya koyamadık. Ve sonuçta çevreyi kirlettik.
 
Şimdi birçok ülke geç de olsa yaptığı yanlıştan dönmeye çalışıyor. Sürdürülebilir kalkınma için yeşil ekonomiye geçiş yol haritalarını açıklayan ülkelerin sayısı her geçen gün artıyor. Yeşil ekonomik dönüşümün şirketler üzerinde birçok etkisi olacak. Kapitalist sistemde şirketlerin ana motivasyon kaynağı kâr elde etmektir. Çevre duyarlılığı ve iş etiği gibi faktörler kapitalizmde uzun yıllar çok fazla arka plana atıldı. Ama artık bu da değişiyor. Değişim artık bir tercih olmaktan çıktı, zorunluluk halini aldı.
 
ÇEVREYE DUYARLI ŞİRKETLER
 
Bugüne kadar şirketlerin fiyat ve kalite üzerinden birbirleriyle rekabet ettiklerine şahit olduk. Yeni dönemde artık çevreye duyarlılık dereceleri şirketlerin birbirleriyle rekabet edecekleri bir alan haline geliyor. Yeşil performansını geliştiremeyen şirketlerin müşteri portföylerini genişletemeyecekleri ve hatta pazar paylarını kaybedecekleri bir döneme doğru ilerliyoruz. İlerleyen yıllarda karbon ayak izleri belli eşiklerin üzerinde olan şirketlerin kamu ihalelerine alınmayacağını göreceğiz. Yeşil ekonomik anlayışın etkilerini finans sektöründe görmeye başladık bile. Artık bilançoların ve teminatların yanı sıra şirketlerin çevre skorları finansmana erişimde kritik bir belirleyici. Çevreye duyarlı şirketler finansmana hem daha bol hem de daha ucuza erişerek rakiplerinin önüne geçebilecekler. AB, çevre hedeflerine ulaşabilmek için yeni teşvikler ve finansman olanaklarıyla her yıl 470 milyar dolarlık yeşil yatırım yapmaya hazırlanıyor. Çin Merkez Bankası, ülkenin karbon emisyonunu azaltma noktasında etkin performans gösterme potansiyeli taşıyan şirketlere kredi veren/verecek bankalara ucuz fonlama imkânı sunmaya başladı. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın Türkiye’ye açtığı uzun vadeli kredilerin yarısı yeşil projelere yönelmiş durumda. Türkiye Bankalar Birliği, yeşil finansman alanında kapsayıcı ve yaygın finansal araçlar geliştirmeleri ve uygulamaları için bankaları cesaretlendirmeye çalışıyor.
 
ERKEN HAREKET ETMEK AVANTAJ
 
Yeşil dönüşüme kendini adapte edemeyen şirketler büyük maliyetlere katlanmak durumunda kalacaklar. TÜSİAD’ın yayınlamış olduğu yeni bir raporun sonuçlarına göre, eğer Türkiye gerekli adımları atmaz ve AB’nin uygulayacağı sınırda karbon düzenlemesine takılırsa, ihracatçılarımız 1.8 milyar dolarlık ilave bir maliyet faturasıyla karşılaşabilirler.
 
Yeşil dönüşüm ilk etapta demir, çelik, çimento, gübre, alüminyum ve elektrik gibi çok da çevre dostu olmayan sektörleri etkileyecek. Ama zamanla bu mesele istisnasız her sektörü doğrudan ve dolaylı olarak ilgilendirecek. “Benim şirketim küçük, bunlar benim meselelerim değil” demek de artık mantıklı değil. Her sektör ve her ölçekteki şirket, yeşil dönüşümün er ya da geç içinde yer alacak. Erken hareket etmek sektörlerimize ve şirketlerimize büyük avantajlar sunabilir.
 
Tabii her şeyden önemlisi, erken hareket etmenin çevreyi koruma noktasında sağlayacağı katkı çok büyük olacaktır.