Basit usulde ticari kazancın tespiti

Dr. Veysi Seviğ

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 11 Mart 2022 Cuma
AA + -

DR. VEYSİ SEVİĞ
[email protected]

Basit usulde ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır. Bu fark, yapılan faaliyetle ilgili olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre alınması ve verilmesi mecburi olan alış ve giderler ile hasılatlara ilişkin belgelerde yazılı tutarlara göre hesaplanır. Bu suretle tespit ve beyan olunan kazanç vergi tarhına esas alınır. Bu usulde vergilendirilenler, kazancın tespiti ve Vergi Usul Kanunu’nun defter tutma hükümleri hariç bildirme, vesikalar (belgeler) muhafaza, ibraz, diğer ödevler ve ceza hükümleri ile Gelir Vergisi Kanunu ve diğer kanunlarda yer alan ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere tabidir.
 
Basit usulde vergilendirilen mükellefler, faaliyetlerine ilişkin mal alış ve giderleri ile hasılatlarını gösteren belgeleri ayrı ayrı dosyalarda saklamak zorundadırlar. Bu belgelerin kayıtları mükelleflerin bağlı bulundukları meslek odalarının oluşturdukları bürolarda tutulur.
 
Bu bürolarda 13/06/1989 tarihli ve 3568 sayılı kanuna göre yetki almış yeterli sayıda meslek mensubunun çalıştırılması öngörülmüştür.
 
Bu büroların kayıt, tasdik ve vergi dairesine karşı yükümlülükleri ile diğer usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir.
 
Basit usule tabi ticaret erbabından, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı tespit edilenler, bu hususun kendilerine tebliğ edildiği tarihi takip eden ay başından itibaren ikinci sınıf tüccarlara ilişkin hükümlere tabi olurlar.
 
Aynı işte ortak olarak çalışanlar hakkında 47’nci maddede yazılı yıllık kira bedeli ve 48’inci maddede yazılı iş hacmi ölçüleri toplu olarak, diğer şartlar ortakların her biri için ayrı ayrı aranır. Ortaklardan biri gerçek usule göre gelir vergisine tabi bulunan ortaklıklarda, diğer ortakların ticari kazancı da gerçek usulde tespit olunur. Adi ortaklık halinde çalışanlardan aynı zamanda diğer şahsi bir işle de iştigal edenlerin gerçek veya basit usullerden hangisine göre vergilendirileceği, Gelir Vergisi Kanunu’nun 47/2 maddesi ile 48’inci maddede yer alan ölçülerden şahsi işine ait olanlara, ortaklıklardan hissesine düşen miktarların eklenmesi suretiyle tespit olunur. Şahsi işin mevcut olmaması halinde muhtelif ortaklıklardaki hisselerin toplanması ile yetinilir.
 
Basit usule tabi olmanın koşullarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenler, ertesi yılın başından itibaren gerçek usulde vergilendirilirler. Basit usulün şartlarını haiz olanlardan, bu usulden yararlanmak istemediklerini yazı ile bildirenler dilekçelerinde belirttikleri tarihten veya izleyen takvim yılı başından, yeni işe başlayanlar ise işe başlama tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilir. Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden 47’nci maddede yazılı şartları taşıyanlardan arka arkaya iki hesap döneminin iş hacmi 48’inci maddede yazılı hadlerden düşük olanlar, yazılı talepleri üzerine bu şartın gerçekleşmesini takip eden takvim yılından başlayarak basit usule geçebilirler. İşin eş ve çocuklara devri veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri tespit edilenler hiçbir suretle basit usulde vergilendirilmezler.
 
Gerçek usulde vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler ile basit usulün şartlarını kaybedenlerden gerçek usulde vergilendirilmeye başlamadan önce işini terk eden mükellefler, terk tarihini takip eden yılın başından itibaren iki yıl geçmedikçe basit usulden dönemezler. Bu hüküm işin, eş veya çocuklara devri halinde de uygulanır.
 
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.