Çizgi üstü sosyal bilimciler yetiştirebilmek

Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 12 Ağustos 2022 Cuma
AA + -

PROF. DR. AHMET EMRE BİLGİLİ

Ülkemizde sadece sınav neticelerini dikkate alarak oluşturduğumuz başarı skalasında yüzde 1’lik dilimin üniversite ve bölüm tercihlerine baktığımızda bu dağılımın hangi alanlara yöneldiğini rahatlıkla görürüz. Büyük ölçüde ülke stratejilerinin değil, piyasa koşullarının belirlediği dağılım daha çok tıp, mühendislik, iktisat, hukuk, uluslararası ilişkiler bölümlerine oluyor. Zira bu alanlar piyasa şartlarının da etkisiyle zaten kendiliğinden cazibesini oluşturuyor. Tercih edilen bu bölümler de tıp hariç birkaç üniversitede yoğunlaşıyor. Sınav neticelerine göre düzenlenen bu dilimin rasyonelitesini de ayrıca tartışmaya açmakta yarar var.

Bu kısa girişten kastımız şu; ülkemizin bu dilimdeki öğrencilerini yetiştirmeye yönelik bir yönlendirme politikası netice verir şekilde oluşmamış ve piyasa koşullarının yönlendirmesi belirleyici durumdadır. Gerçekte ise bu dağılımın yönü ülkenin insan kaynağı açısından son derece stratejiktir. Piyasa koşullarına mahkum edilmemeli. Bunun için de bilinçli yönlendirme ile birlikte ciddi sayılabilecek ve sürdürülebilir olan bir teşvik sistemi elzemdir.

Ülke stratejisine temel oluşturması niyeti ile şu tespitleri yapalım. Bilindiği üzere istisnasız her temel akademik alanın; bilinmeye, gelişmeye, yeniliklere ve sürdürülebilir olmaya ihtiyacı bulunuyor. Aksi durumda körelip gidecek ve seviye iyice aşağı çekilecek. Bunun da iki temel şartı bulunur. Birincisi; zeka diye isimlendirdiğimiz zihinsel potansiyel, ikincisi ise alanla ilgili nitelikli bir eğitim, donanım, sıkı çalışma, motivasyon ve istihdam imkânıdır. Diğerleri kısmen teferruattır, lojistiktir.

*        *        *

Problem; kendiliğinden bunu yapamayan ve bir cazibe oluşturamayan sosyal bilim alanlarında yaşanıyor. Bundan dolayı bu alanların bir şekilde cazibeli hale getirilmesi, önlerinin açılması zorunluluk olarak görülüyor. Aksi durumda bu alanlarda çizgi üstü bilim insanlarının yetişmesi zor görünüyor.

Öncelikli destek gerektiren akademik alanlar; tarih, coğrafya, sosyoloji, felsefe ve ilahiyat olarak görülüyor. Arkeoloji ve Antropoloji de buna eklenebilir. Sözkonusu problemi yüksek puanlarla öğrenci alan Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ de çözemiyor. Zira bu alanların hiçbirinde bu üniversiteler yüzde 1’lik dilimden öğrenci alamıyor. Aslında problemin özü; bu öğrencilerin istekleri olsa da bu alanlarda bir gelecek yani kariyer görmedikleri için tercih de etmiyorlar. Bundan dolayı da çizgi üstü insanlar yetişmiyor.

Bir örnekten yola çıkalım. Sosyoloji, felsefe, tarih, coğrafya, arkeoloji, antropoloji eğitiminde içerik olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi son derece iddialı. Bu alanlarda bilim olarak Boğaziçi ve ODTÜ ile rahatlıkla yarışabilirler. Çünkü çok parlak bir geçmişe, nitelikli hocalara ve iyi bir akademik geleneğe sahiptirler. Fakat potansiyeli yüksek dilimden hiçbir öğrenci bu bölümleri seçmiyor. Birinci sebep; bölümlerin iyi bir kariyer sunamamaları, diğeri ise artık bir gereklilik halini alan İngilizce dilini öğretememeleri.

*        *        *

Halil İnalcık, İlber Ortaylı, Fuat Sezgin, Teoman Duralı ve bu kulvardaki çizgi üstü bilim adamlarının hikayelerini incelersek göreceğimiz şu: Potansiyeli yüksek öğrenciler bu bölümleri seçmez ise bu akademik alanları bilim olarak geliştiremeyiz. Fakat bunlar temel bilim alanları, geliştirmek zorunluluğu var. Bu nedenle bu bölümlere yönelik çok ciddi teşvikler geliştirip cazip hale getirmemiz gerekiyor. Bunun bir devlet stratejisi olmasında büyük yarar var.

Şimdiye kadar geliştirilen teşvikler kısmen bir iyileştirme sağladı fakat üst segmentten öğrenci tercihini mümkün kılmadı. Gençlerin haklı olarak kariyer yani gelecek planlamalarına yönelik tercihlerde bulunmaları son derece normaldir. Bu alanlarda kariyer ise daha çok akademisyenlik olarak beliriyor. Bu sebeple YÖK’ün bir strateji değişikliğine gitmesi ve ihtiyaç hasıl olursa eğitimle ilgili gönüllü kuruluşların da buna destek olması gerekiyor. Bu bölümlerde; kontenjanın azaltılması, eğitimin daha nitelikli hale getirilmesi, ciddi ve uzun vadeli burslandırma, yabancı dil öğretiminin iyileştirilmesi, karşılığında mecburi hizmet gibi netice verecek adımların atılması cazibeyi oluşturur düşüncesindeyiz.

Temel sosyal bilim alanlarında akademik olarak başarılı olmadan, çizgi üstü bilim adamları ve araştırmacılar yetiştirmeden bu coğrafyada başarılı stratejiler ve kurgular geliştirmekte zorlanırız.